Ankara’dan yorgun ve uykusuz (72 saat) bi şekilde Denizli otobüsüne binilir. Sabah denizli’de oluncak eve gidip bütün gün uyuncaktır. Gece uykunun en güzel yeridir, birisi dürter. Rahatsız etme uyumak istiyorm dicek olursun ama baktığında genç bir muavindir, geldik abi der. Otobüste olduğunu fark edersin, bozuntuya vermeden sırt çantanı alıp inersin. Önce saate bakarsın sabaha karşı 4’tür. Etrafa bakarsın, tanımadığın biyerdir, pembe pembe dükkanlarda envai çeşit gül ürünleri satılmaktadır.  İndiğin otobüsün üzerinde Isparta petrol turizm yazmaktadır, Niye ben ısparta’dayım ki ne alaka ankara denizli diye bir an düşünürsün, amaçsız bi şekilde sakince dükkanın birine girer gördüğün gül sabunlarından alırsın, bu sırada yan perona başka bir otobüs yanaşır, üzerinde İzmir yazıyordur, otobüse atlar yarım kalan uykuya devam edersin. Yol üstünde Denizli’de iner taksiye atlar evdeki huzurlu yatağa kavuşursun. Öğleden sonra evde uyandığında gece rüyanda bir an ısparta’ya gittiğini düşünürsün. Ne alaka falan diye düşünürken pembe bi torba içinde gül sabunlarını görür ve hayatınla ilgili kuşku duymaya başlarsın. bundan ne anlıyoruz, uyumak önemlidir, uykusuzluk kötüdür, uyuyunuz…

Elin oğlu uykusuzluğunda uçakla dünyayı dolaşır, fayt klap kurar, sabundan bomba yapar, sen anca otobüsle Isparta afyon eder elinde gül sabunuyla dönersin.

gül sabunu da çakma bişeymiş gülsuyu gibi kokuyo…